Kültür ve Eğitim Faaliyetleri Tabs

Saint Benoit Lisesi hocalarından
Pere André Duchemin'in mektuplarından:

Saint Benoit Lisesi hocalarından
Pere André Duchemin'in mektuplarından:

Ken’an Bey’e ilk defa takdim edildiğim günün hâtırası bende pek derin bir iz bırakmıştır. Fâtih’te Ekrem Bey’in evinde bana doğru ilerleyenyakışıklı ve yaşlı bir zat gördüm. Kusursuz kıyâfeti, canlı ve derin bakışı, tok sesi, tatlı nezâketi ve umûmiyetle her şeyi, bu mâruf insana çok uygundu. Mânevî ve rûhânî binâsı bir sükûn ve sükût vâhası olmuştu. Kendimi bıraktım ve câzibesine tutuldum. Vâsi kültür hazînesine istinâden âhenkli ve beliğ ifâdesini hikmet ve nükte dolu küçük hikâyelerle süslüyordu. Sözlerine gönül açmış muhâtaplarına bâzan pek uzun gelen küçük sükût vakfeleriyle mevzûu tebârüz ettiriyordu.

Îman hazînesi, konuşmamızın hemen başında, teâmül îcâbı teâtî olunan birkaç cümleden sonra, bana kendini gösterdi.

(İsmet Binark, Dost Kapısı, 2005, s. 179)

Saint Benoit Lisesi hocalarından
M. Téophile Sargologo’nun mektuplarından:

Saint Benoit Lisesi hocalarından
M. Téophile Sargologo’nun mektuplarından:

Ken’an Büyükaksoy, müşküller içinde kalan herkesin koşup sığındığı en emin bir limandı ki bir kere oraya varabilen insan, güçlükleri yenecek bir çârenin mevcûdiyetinden emin olabilirdi.

Bu fevkalâde şahsiyet, uzun seneler boyunca hayır yolundaki cehtlerinden tereddüt eden ve cesâretlerinin kırılması ile duralamış olan birçok insanı, eşsiz bir vazîfe duygusu ve fazîlet ve ferâgatle sevk ve idâre etmiştir.

O, kendisi için hiçbir şey istememiş, bütün kalbi ve bütün arzusu ile başkaları için yaşamıştır. Kendisinden herhangi bir irşat talep edenlere veyâhut zorlukların aşılmaz gibi göründüğü ve ufkun karardığı anlarda nasıl hareket etmek lâzım geldiğini bilemeyenlere faydalı olabilmek arzusu hayâtının gāyesini teşkil ediyordu. Onun çok sevdiği bir vecîzesi “kendini bil” düsturu idi. Bunu sevdiklerine sık sık tekrar ederdi. Çünkü onların dürüst, müstakim, samîmî ve nâmuskâr olmalarını arzu ederdi.

Hayâtın bir tek günden ibâret olmadığını bilenleri, temiz, karakter ve irâde sâhibi olanları, diğerendiş olanları, fedakârlığa kahramanca göğüs gerenleri severdi. Sözleri insanın kalbine işlerdi. Konuşurken edebiyat yapmaz, asla boş lâf etmez, acı bir söz sarfetmezdi.

(İsmet Binark, Dost Kapısı, 2005, s. 180-181)